Ana sayfa Güncel Fikirci Bey, Azerbaycan’a saldıran Ermenistan’ın vekil pozisyonunu kaleme alıyor..

Fikirci Bey, Azerbaycan’a saldıran Ermenistan’ın vekil pozisyonunu kaleme alıyor..

14
0
Fikirci Bey, Azerbaycan'a saldıran Ermenistan'ın vekil pozisyonunu kaleme alıyor..
Fikirci Bey, Azerbaycan'a saldıran Ermenistan'ın vekil pozisyonunu kaleme alıyor..
Biliyorsunuz siyasi literatüre yeni giren sözcüklerden birisi de “vekalet savaşları”. Kendisi devlet olmayan, uluslararası tanınmışlığı bulunmayan ama bulunduğu bölgede önemli değişiklik yapabilecek askeri gücü bulunan yapıların devletler tarafından kullanılmasına deniyor. Böylece devletler birbirlerine doğrudan savaş açmış olmuyorlar da bunlar üzerinden savaşıyorlar. Bu şekilde kullanılışı yeni, ancak farkındaysanız para karşılığı ordu “kiralamak” yüzlerce yıldır var. Zaten mesela Birinci Dünya savaşına kadar her ülkenin “Savaş Bakanlığı” vardı ve bu da normaldi. Savaştan sonra siyaseten doğruluk adına bu bakanlıklara “Savunma Bakanlığı” dendi ki; savaşlarda “savaş çıkaran taraf biz değiliz, onlar çıkardı biz de savunuyoruz” diye bir kılıf uydurulabilsin. Fakat nedense “Savunma Bakanlıkları” kurulalı beri dünyada daha fazla savaş var. Herkes savunurken ölüyor, kimse savaşmıyor. Vekalet savaşları da böyle bir şey, güya ortada devletler arası bir savaş yok ama yine de siviller öldürülebiliyor. Aslında biz bu vekalet savaşlarını herkesten iyi biliriz. Mesela Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in Osmanlıya isyanı, İngiltere’nin tezgahladığı bir vekalet savaşıdır. Yine Sevr’in uygulanmasına izin vermeyeceği anlaşılan Kuvâ-yi Milliye’yi hizaya getirmek için Anadolu’yu asla ele geçiremeyecekleri bilindiği halde Yunanlıların İzmir’e çıkartılması da özünde bir vekalet savaşıdır. Ne var ki vekalet savaşlarının pek dikkate alınmayan bir tarafı vardır. Asilin amaçları ile vekilin amaçları arasında uyumsuzluk bulunması ve vekilin hırslarının daha fazla olması bir süre sonra vekilin asilin kontrolünden çıkıp aşırılıklara savrulmasına neden olur. Deyim yerindeyse hepsi kifayetsiz muhteristir. Mesela Mekke Emiri Şerif Hüseyin Osmanlı’ya karşı zar zor topladığı birkaç bin bedevi karşılığında bütün Kuzey Afrika’yı ve Arap Yarımadasını istemiş ve tüm İslam aleminin Halifeliğine soyunmuştur. Tabii İngilizler bıyık altından gülüp kullanabildikleri kadar kullanmış ve sonra onu bir kukla olarak tahtta tutmuşlardır. Nitekim İzmir’e çıkan Yunanların da ta Ankara’ya kadar yürümeye kalkmaları muhtemelen onları kucaklayıp İzmir’e bırakan İngilizlerin maksadını aşan bir tutumdur. Çünkü yüz bin kadar askerle hiç tanımadıkları topraklarda, asker sayısı en az onlar kadar olan, bin yıldır bölgede yaşayan, üstelik ölüm kalım mücadelesi veren bir halka/orduya karşı fazla şanslarının olmadığını İngilizler de bilir. Ama Yunanları kullandıkları kadar kullanırlar ve sonra da ortada bırakırlar. Nitekim Yunanlar geç de olsa bunu anlamış, kendilerini “Küçük Asya felaketine” sürükleyen generalleri asmışlardır. (Yunanlar bunu hep yapıyorlar, Kıbrıs’ta darbe yapıp Yunanistan’ın başını Türklerle belaya sokan Nikos Sampson ve hempalarını da yargıladılar ve hapislerde çürüttüler) Özellikle Vietnam hezimetinden sonra ülkeye ceset torbaları gelmesi, ABD iç siyasetinde kabul edilir olmaktan çıktı. Bazen Blackwater gibi paralı asker kiralayan şirketleri işe aldılar, bazen de bölgede kullanabilecekleri ahmakları kullandılar. Onlara “arazideki postallarımız” diyorlar. Lafı nereye getireceğimi anladınız. Evet YPG-PKK işte böyle bir kiralık katil sürüsüdür. ABD’nin Suriye’deki postalıdır. ABD onlara bir devlet sözü vermiştir. Kafasına göre de kurmaya çalışacaktır. Ama bir an bunu gerçekleştirdiğini düşünsek bile bunun Türkiye’deki gariban Kürt çocuklarına anlatılan “birleşik, demokratik, bağımsız Kürdistan” ile hiçbir alakası olmayacaktır. (Bana Orta Doğu’da bağımsız demokratik bir devlet adı verin). ABD’nin asıl savaşı ondan sonra başlayacaktır. Bunlar daha YPG-PKK’nın iyi günleridir. Elbette daha dün tekrar Azerbaycan’a saldıran Ermenistan da bir vekalet savaşının postalıdır. Ermenistan, Müslüman ülkelerle çevrili, hepsi ile de sorun çıkarmış, 3 milyon nüfuslu, Hristiyan bir ülkedir. Sovyet yönetimi altındayken Ermenistan’ın nüfusu daha fazla idi. Yıllardır “Bağımsız Ermenistan” diye yırtınan diaspora “bağımsızlıktan” sonra Ermenistan’a taşınacağına, Ermeniler diasporaya kaçtılar. Hatta tahminen bir 70 bin kadarı da Türkiye’ye kaçtı ve şu veya bu şekilde hayatını idame ettiriyor. Aslında Ermenistan’ın sınır komşuları içerisinde en iyi geçinmesi gereken ülke; laik, demokratik Türkiye’dir. Bu hem kültürel olarak hem de ticari olarak böyledir. 3 milyon nüfuslu Ermenistan’ın, 10 milyon nüfuslu ve oldukça gelişmiş orduya sahip bir Azerbaycan’a saldırması hiçbir mantığa uymuyor. Herkes biliyor ki Ermenistan Putin’e sormadan değil bir yeri bombalamak, havai fişek bile atamaz. Yani yine bir vekalet savaşı ile karşı karşıyayız. Onun için eğer anlamlı bir soru soracaksak “Ermenistan, Azerbaycan’ın Tovus şehrine neden saldırıyor?” değil, Rusya bölgede ne yapmaya çalışıyor diye sormak lazım. Tabii her zaman olduğu gibi vekilin hırsının asilin amacını aşıp aşmadığına da bakmak lazım. Çünkü Putin hemen itidal çağrısı yaptı. Televizyonlar bu konuda yorumlarla dolup taşıyor ben yenilerini eklemeyeceğim. Ama beni Putin’den çok daha fazla şaşırtan biri var: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu. “Suriye’de ne işimiz var, YPG bize mi saldırıyor?” diyerek tezkereyi onaylamayan Kılıçdaroğlu, şimdi de “YPG devlet kuruyor hiç sesleri çıkmıyor” demiş. İnsan “Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı?” diye sormaya korkuyor, duymamıştır falan… nemelazım… O kadar da rezil olmasın. Yalnız bakın birkaç ay sonra Kılıçdaroğlu, “Ermeniler Can Azerbaycan’a saldırdı Türkiye’nin hiç sesi çıkmadı” da der… Tam da artık muhalefetin hiçbir şeyine şaşırmam diyorum, bu kez de CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz ”Türkiye Azerbaycan’a cihatçı gönderiyor” diyor. Allah’ım sen bize sabır ver. Memleketimizi bu ahmakların eline koma. Amin. Amin.. Amin…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here